Aynı Rüyanın İçinde hakkında birkaç eleştiri
Dergâh Yayınları’nın 2020’de çıkarttığı Aynı Rüyanın İçinde kitabını adeta bir hazineye rastlamışçasına görür görmez aldım. İstanbul aşığı Ara Güler’in fotoğraflarıyla Türk edebiyatının usta kalemlerinden Ahmet Hamdi Tanpınar’ın cümlelerini aynı kitapta birleştiren bir rüyaydı gerçekten. Satışa çıktığında internetten sipariş verdim, ertesi gün elime ulaştı. Tabii bu aylar önceydi.
Bayram hediyesini almış çocuklar gibi sevinerek kitaplığıma özenle yerleştirmiştim. Bir süre uzaktan bakıştık, kitaplığımda olması huzur verdi. İçinde bam telime dokunacak sözler, fotoğraflar olduğunu düşündükçe okumaya kıyamadım. Hani kıymetli bir hazine bulursun da ne yapacağını bilemezsin ya. Öyleydi. Geçenlerde artık bu hazineyi açma vaktinin geldiğine inanarak kitabı elime aldım ve okumaya çalıştım. Çalıştım, diyorum çünkü kitabın içini açmaya cesaret edemedim.
Fikir olarak çok beğendiğim, “Ah keşke ben düşünseydim” diye hayıflandığım çalışmalardan biriydi Aynı Rüyanın İçinde. Seçkiyi hazırlayan ekibin özeni, göze çarpıyordu. Fakat bir kitap ancak bu kadar kalitesiz bir kapakla değerini kaybedebilir. Kapakta mukavva tercih edilmiş. Kitabın sayfaları mukavva kapağın içinde gömülü gibi duruyor. Sırt kısmında da herhangi bir koruma bulunmuyor.
Estetik bir duruşu var, kabul ediyorum. Ne yazık ki bu tasarım uzun ömürlü değilmiş. Üstelik henüz birkaç kez açmama rağmen sayfalar şirazesinden dağıldı bile. Kitap tamamen dağılır, korkusuyla sayfalar arasında özgürce dolaşamıyorum maalesef.
Peki, böylesine değerli cümlelerin ve enfes İstanbul fotoğraflarının yer aldığı kitap için daha iyi bir kapak hazırlanamaz mıydı? Keşke bu işin editöryal kısmına gösterilen özen gibi tasarımına da önem verilseydi. Şimdi kitaplığımda içinde ne olduğunu bilemediğim ama yüzlerce lira vererek aldığım değerli bir eser var. Gerçek bir hazineye dönüştü. Muhtemelen iyi bir mücellit bularak eseri ona emanet edeceğim. O zamana kadar kitabın sayfaları okuruna kapalı olacak.